2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? Türkiye, 2026 yılına girerken, 2025’in yoğun dönüşümlerinin ardından iç düzenin yeniden şekillendiği, bölgesel ve küresel baskıların arttığı kritik bir eşiğin önünde bulunuyor.
İç politikada, hükümetin “yolsuzlukla mücadele ve hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi” kapsamında değerlendirdiği geniş çaplı yargı süreçleri öne çıkarken, aynı dönemde siyasi kutuplaşma da belirgin şekilde sertleşti.
Aynı zamanda Kürt meselesi, “terörden arındırılmış Türkiye” yaklaşımı çerçevesinde şiddetin sona erdirilmesini ve yeni bir sayfanın açılmasını hedefleyen kurumsal ve parlamenter bir zemine taşındı.
2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? İç Gelişmeler
2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? 2025 yılı, iktidar ile muhalefet arasındaki gergin ilişkilerde dönüm noktası oldu. Birçok belediye başkanı ve CHP’den önde gelen isimleri kapsayan geniş kapsamlı bir yargı süreci başlatıldı. Bu isimlerin arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da bulunuyor. İmamoğlu, Mart 2025’te yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.
Bu süreç, çeşitli şehirlerde protestolarla karşılandı. Hükümet ise gösterileri kamu düzeninin korunması kapsamında değerlendirdi ve “sokağın yargının yerine geçemeyeceğini” vurguladı.
Baskılar yalnızca bireysel davalarla sınırlı kalmadı; CHP’nin kurultayı ve yeni yönetiminin meşruiyeti üzerine parti içinde yoğun hukuki tartışmalar yaşandı. Ancak mahkeme, Ekim 2025’te açılan “mutlak butlan” davasını reddederek mevcut yönetimin görevde kalmasının önünü açtı ve büyük bir örgütsel krizin önüne geçildi.
Afşar, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, asıl sorunun yalnızca yargı baskısı değil, muhalefetin bunu kurumsal ve ikna edici bir siyasi söyleme dönüştürememesi olduğunu belirtti. Ona göre muhalefetin temel çıkmazı, özellikle CHP’de liderlik krizinin sürmesi ve parti vizyonunun belirsizliğidir; yani “protesto gücü” rolü mü yoksa “iktidar alternatifi” rolü mü üstleneceği hâlâ tartışmalıdır.
2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? Kürt Dosyası
2025 yılı, Türkiye-Kürt çatışmasının seyrinde önemli bir kırılma noktası oldu. Silahlı mücadeleyi sona erdiren yeni siyasi süreç başlatıldı ve PKK, ateşkes ilan ederek ardından kendini feshetti. Örgüt unsurları Türkiye’den çekildi ve bu gelişme Ankara tarafından hem siyasi hem güvenlik alanında büyük kazanım olarak değerlendirildi.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin silah bırakma çağrısı, “Terörsüz Türkiye Operasyonu”nun başlangıcı kabul edildi. Takip eden dönemde TBMM’de “Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kuruldu ve sürecin hukuki çerçevesini hazırlamakla görevlendirildi. Ayrıca Abdullah Öcalan’a İmralı’da yapılan tarihi ziyaret, dosyanın artık resmi ve kurumsal kanallardan yürütüldüğünün göstergesi oldu.
Siyasi analist Murat Tural’a göre 2026 yılında süreç tamamen kapanmaktan ziyade, güvenlik temelli ve kademeli ilerleyen bir pekiştirme aşamasına girecek. Tural, güvenlik garantileri sağlanmadan geniş siyasi adımların beklenmemesi gerektiğini, “güvence olmadan siyasi kazanım olmaz” prensibinin sürece yön vereceğini ifade etti.
Tural’a göre sürdürülebilir başarı, silahsızlanmanın tamamlanması, geri dönüşlerin güvenlik denetimi altında yapılması, yerelde hizmet ve kalkınmanın artırılması, iş imkânlarının genişletilmesi ve sürecin kamuoyu ile iktidar ittifakında kabul görecek şekilde yönetilmesine bağlı.

Dış Politika ve Uluslararası Dengeler
2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? Türkiye, 2026’ya Ortadoğu’dan Karadeniz’e kadar çalkantılı bir dış çevre ile giriyor. Bu durum, Ankara’dan ulusal çıkarları korurken manevra alanını kaybetmemeye yönelik çok yönlü ve esnek bir diplomasi talep ediyor.
2025 boyunca Türkiye, “stratejik özerklik” politikasını güçlendirdi; NATO içindeki yerini korurken aynı zamanda Rusya ve Çin’le ilişkilerini sürdürdü. Ne tamamen Batı’ya yaklaşan ne de Doğu blokuna yaslanan Türkiye, büyük güç rekabetinde denge siyaseti izledi.
Ukrayna savaşı en kritik sınavlardan biri olmaya devam ediyor. Ankara hem Kiev’e sınırlı destek sağlıyor hem de Moskova ile özellikle enerji alanındaki ilişkilerini sürdürüyor. İsveç’in NATO’ya katılımının ardından, Türkiye ABD ve Avrupa ile savunma işbirliğinin somut kazanımlara dönmesini beklerken, demokrasi ve insan hakları konularındaki anlaşmazlıklar diyalogun tam normalleşmesini sınırlıyor.
Gazze Savaşı ise bölgesel kartları yeniden dağıttı. Türkiye-İsrail ilişkileri gerilirken, Ankara Arap dünyasıyla ilişkilerini güçlendirdi ve Filistin dosyasında diplomatik görünürlüğünü artırdı. Körfez yatırımları Türkiye ekonomisi için önemli destek kanalı oldu.
Suriye cephesinde 2025, “altın yıl” olarak nitelendirildi. Diplomatik ve güvenlik temasları yoğunlaştı, karşılıklı resmi ziyaretler yapıldı ve yol haritası üzerinde mutabakat oluştu. Türkiye ile Şam, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve sınırda ayrılıkçı yapılanmanın engellenmesi konusunda yakınlaştı. Ayrıca mültecilerin güvenli ve kademeli dönüşü için kalkınma ve güvenlik temelli projeler masaya yatırıldı.
2026’nın Dış Politika Sınavları
2026 yılında Türk siyasetinde neler beklenebilir? Analist Murat Tural, 2026’da Türk dış politikasının daha pragmatik bir stratejik özerklik çizgisine ilerleyeceğini belirtiyor. NATO içindeki konum güçlendirilirken, Rusya, Çin ve bölge ülkeleriyle dengeli ilişki kurulmaya devam edilecek.
Washington ile ilişkilerin “çıkar takası” temelinde ilerlemesi, Karadeniz ve Ukrayna dosyalarının dikkatle yönetilmesi, Suriye ve özellikle “SDG/PKK” denklemindeki güvenlik parametrelerinin belirleyici olması bekleniyor.

