Ayasofya Camii, Osmanlı döneminde camiye dönüştürülmüş, ardından müze olmuş ve 2020 yılında yeniden cami olarak açılmış Bizans mimarisinin bir başyapıtıdır.
Türk şehri İstanbul’un kalbinde görkemle yükselir ve köklü tarihi dönemlere tanıklık eder. Mimari sanatın ihtişamı ile süslemelerin güzelliğini bir araya getirir ve üzerinde yaşamış medeniyetlerin sembolü olarak kabul edilir.
Ayasofya Camii Hakkında Genel Bilgiler
Ayasofya, dünyanın en önde gelen tarihi ve kültürel yapılarından biridir ve Türkiye’nin İstanbul şehrinin kalbinde yer alır.
Yüzyıllar boyunca birçok dini ve kültürel dönüşümü yansıtan zengin ve çeşitli tarihi ile dikkat çeker.
Aya Sofya Katedrali Tarihi
Aya Sofya Katedrali 360 – 1453
Mevcut Ayasofya camisinin bulunduğu alanda ilk kilise, İmparator II. Konstantin’in emriyle 360 yılında inşa edilmiştir.
Ancak bu kilise uzun ömürlü olmamış, 404 yılında çıkan ayaklanmalar sırasında yıkılmıştır.
İmparator II. Theodosius kiliseyi 415 yılında yeniden inşa ettirmiştir, fakat bu kilise de 532 yılındaki “Nika” isyanı sırasında tahrip olmuştur.
Bizans İmparatoru I. Justinianus, mevcut katedrali 537 yılında inşa ettirmiştir ve o dönemde dünyanın en büyük binası olmuştur.
Geleneksel bazilika tarzında, sundurma ve ahşap tavan ile inşa edilmiştir. “Bizans mimarisinin mücevheri” ve “mimarlık tarihini değiştiren” olarak nitelendirilmiştir.

Osmanlı Döneminde Ayasofya Camii (MS 1453 – 1935)
1453’te Sultan Mehmed Fatih tarafından Konstantinopolis’in fethiyle birlikte, Ayasofya Katedrali’nin Müslümanlar için bir camiye dönüştürülmesi emredildi.
Bina, çevresindeki arazi ve binaları, Müslüman dünyadaki Müslümanların yararına yıkıldı. Bazı tarihçiler, Sultan Mehmed Fatih’in binayı sahiplerinden satın alıp tüm bedelini kendi parasından ödediğini öne sürmektedir. Fatih Sultan Mehmed, Ayasofya Camii’ne büyük önem göstermiş ve ona şu tür İslami mimari unsurlar eklemiştir: Minareler: Dört minare farklı aşamalarda eklenmiştir; ilki II. Bayezid’in döneminde, ikincisi II. Selim döneminde, son iki minare ise III. Mehmed döneminde inşa edilmiştir.
Mihrab, vaaz kürsüsü ve dükk: Mimar Sinan da bunları Sultan II. Selim döneminde eklemiştir. Altın bir kafesle kaplı bir balkon: “Hankar Mahli” olarak bilinir ve Cuma namazları için Sultan’a adanmıştır. Sultan II.
Selim Mozolesi: Binanın güneydoğusunda inşa edilmiştir.
Büyük iki mermer testi: Bergama’dan getirildi ve binanın taban kısmının iki yanına yerleştirildi.
Sultan III. Murad Türbesi: II. Selim Türbesi’nin yanında, binanın güneydoğu tarafına inşa edildi. III. Murad ve III. Mehmet Türbeleri: Ayasofya Camii’nin yanındaki mezarlıkta yer almaktadır.
Medrese ve kütüphane: Camiiye bir medrese ve kütüphane eklendi. Fakirler için aşevi: Fakirlere yemek vermek için bir aşevi eklendi. Abdest çeşmesi: Dış avluda büyük bir abdest çeşmesi konuldu. Ayrıca Bizans mozaikleri Osmanlı döneminde sıva ile kaplandı ve cami zeminine halı serildi.

Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii (Mavi Cami) 1616 yılında inşa edilene kadar İstanbul’un başlıca camii olarak kaldı.
Ayasofya Müzesi 1935 – 2020: 1935 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Ayasofya’yı camiden müzeye çevirmeye karar verdi.
Ayasofya’nın tekrar cami olması 2020: Temmuz 2020’de bir Türk mahkemesi Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine dair kararnamenin iptaline karar verdi.
Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın tekrar cami olmasını sağlayan kararnameyi imzaladı; bu karar bazı İslam ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılanırken uluslararası alanda farklı tepkiler uyandırdı.
okuyabilirsiniz:Türkiye dünyanın en güzel bahçelerine sahip mi?
Batılı ülkeler ve UNESCO gibi uluslararası örgütler onu kınarken, bunu “tek taraflı bir karar” ve “danışılarak alınmamış bir karar” olarak nitelendirdi.


