Karlı, fırtınalı bir hava… Keş Dağı’nın eteklerinde, Türk siyasetinde iz bırakan Muhsin Yazıcıoğlu aramızdan ayrıldı. Derdiyle dertlendiği milletiyle son kez hasbihal etmiş, helikopter yolculuğunda şehadete yürümüştü.
Muhsin Yazıcıoğlu aslında kimdir? Hayatı…
Zorlu, çileli geçen bir ömür. İslam’a ve Müslümanlara hizmet, ayağı tökezlemiş, dirilişini bekleyen Türkleri yeniden ayağa kaldırma hayaliyle geçen bir ömür. Anadolu’nun bağrından çıkan ve yine Anadolu’nun bağrında sonlanan ve içinde bulunmasına rağmen siyasetin sivri dilinden uzak, naif bir ömür. Soğuk hapishanelerde üşüyerek geçen ama ülküsünden vazgeçmeyen, ülküsü uğrunda nice zorluklara hiç tereddüt etmeksizin göğüs geren bir ömür.
Evet, 17 sene önce aramızdan ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu’ndan bahsediyoruz. Şehadet kendisine nasip olduğunda henüz 55 yaşındaydı. Peki nasıl bir hayat yaşadı, anlatmak istedikleri neydi, hayalleri neydi? Kısaca anlatmaya çalışalım…
31 Aralık 1954’te Şarkışla’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Veteriner fakültesini bitirdi. Eşi ile burada tanışın evlenen Muhsin Yazıcıoğlu, iki çocuk babasıydı.
SİYASETTE HIZLA YÜKSELDİ
1968’de Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı. Aktif rol altığı ülkücü hareketinde, giderek yükseldi. Ülkü Ocakları Genel Başkanlığında bulundu. 1978’de Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.
İŞKENCE YILLARI VE ‘ÜŞÜYORUM’…
1980 darbesi sonrası baskıcı cunta, ülkenin üzerine kara bulut gibi çökmüş, sağ-sol ayırt etmeden gençleri ölüm makinesi gibi yutuyordu. Muhsin Yazıcıoğlu da hapishane çilesini çekti. Beş buçuk yılı hücrede, toplam yedi buçuk ‘soğuk’ yılın ardından suçsuz bulunarak beraat etti. Cezaevinde yazdığı “Üşüyorum” adlı şiiri oldukça dokunaklıdır…


