Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, sivil toplum alanında önde gelen aktivist Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması talebinde bulunan yeni bir kararını reddetti. Kavala, hükümeti devirmeye teşebbüsle ilgili suçlamalardan dolayı müebbet hapis cezası almıştı ve Türkiye bu kararı ‘siyasallaştırılmış bir karar’ olarak nitelendirerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilme tehdidinde bulundu.
Türkiye, Kavala’nın serbest bırakılması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yeni kararını reddetti
Avrupa Mahkemesi’nin yeni kararında, Ekim 2017’den beri gözaltında olan Kavala’nın serbest bırakılması talep edildi. Kavala’ya yöneltilen suçlamalar arasında casusluk, 2013’te İstanbul’daki “Gezi Parkı” protestolarını finanse etme ve 2016’daki başarısız darbe girişimine karışma bulunuyor. Mahkeme, Kavala’nın ceza mahkumiyetini ‘geçersiz ve iptal edilmiş’ olarak değerlendirdi.
Mahkeme, Salı günü açıklanan kararında Türkiye’yi, Fransa doğumlu ve 68 yaşındaki Kavala’ya 113 bin eurodan fazla tazminat ödemeye de zorladı, Türkiye’nin ifade özgürlüğünü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü, özgürlük hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirtti ve Kavala’ya insani olmayan veya ‘aşağılayıcı’ muamelede bulunulduğunu vurguladı.
Ardışık kararlar ve Türk itirazı
Mahkeme kararında, başvuru sahibi (Kavala) hakkında alınan önlemlerin öncelikle 2013 Gezi Parkı gösterilerindeki rolü ve insan hakları savunucusu olarak görüşlerini ifade etmesi nedeniyle onu cezalandırmak ve susturmak amacını taşıyan gizli bir maksatla alındığını belirtti.
2020 yılında Kafala, casusluk ve protestoları finanse etme suçlamalarından beraat etti, ancak eve dönmeden önce 2016’daki başarısız darbe girişimini destekleme ile ilgili yeni suçlamalarla yeniden tutuklandı. Bu durum, Türkiye ile Batılı müttefikleri arasında bir kriz yarattı ve 2021 yılında Kafala’nın serbest bırakılmasını talep eden ortak bir açıklama yayınlayan 10 Batılı büyükelçinin Ankara’dan sınır dışı edilmesi tehdidine kadar vardı.

Anadolu Kültür Vakfı’nın kurucusu ve yöneticisi olan Kafala, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskı kampanyasının bir sembolü haline geldi. Tutukluluğu, ABD ve Avrupa Birliği tarafından Ankara’ya yönelik eleştirilerde dalgalanmaya yol açtı. Ancak 2013’te başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tüm eleştirileri ve Avrupa Mahkemesi kararlarını reddetti ve ülkedeki hüküm süresi boyunca Kafala’nın serbest bırakılmayacağını belirterek, Batılıların serbest bırakılmasını talep etmesini Türkiye’nin iç işlerine müdahale olarak nitelendirdi.
2023 yılında Avrupa Konseyi, 2013’ten bu yana her yıl sivil toplumdan bir kişiye verilen ve ‘Avrupa ve ötesinde insan hakları için olağanüstü çalışmaları’ tanıyan ‘Vaclav Havel’ Ödülü’nü Kavala’ya verdi. Bu adım, Türkiye’nin Avrupa Mahkemesi kararlarına uymama tutumunu öne çıkarmak amacı taşıyordu. Ödül, Kavala adına eşi, Türk akademisyen Aişe Boğra tarafından alındı.
Mahkemenin daha önce 2019 ve 2022 yıllarında Kavala’nın serbest bırakılmasına dair iki karar vermiş olmasına karşın, 9 Nisan 2024’te aldığı ikinci başvuru üzerine verdiği yeni karar da bu yöndeydi.
Mahkeme kararına yanıt olarak, Cumhurbaşkanı’nın hukuk işleri başdanışmanı Muhammed Uçum, kararı ‘siyasal motivasyonlu’ olarak nitelendirdi.
okuyabilirsiniz:Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davalarda ön saflarda yer alıyor


