Başkan Aidarus Ezzübeydi hakkındaki iddialar, Gerçek mı? Bazı çevreler, Suudi Arabistan’ın davetiyle yürütülmesi planlanan diyaloğun başarısızlığından Cumhurbaşkanı Aidarus Kasım ez-Zübeydi’yi sorumlu tutmaya yönelik bir söylemi yaygınlaştırmaya çalışıyor. Zübeydi’nin toplantıya katılmaması üzerinden üretilen bu anlatı, sahadaki askeri ve siyasi gerçeklerle karşı karşıya kaldığında geçerliliğini tamamen yitirmektedir.
Başkan Aidarus Ezzübeydi hakkındaki iddialar: Bombardıman, “siyasi geri çekilme” iddiasını geçersiz kıldı
Başkan Aidarus Ezzübeydi hakkındaki iddialar: Aidarus ez-Zübeydi diyaloqdan geri adım atmamış, hiçbir siyasi süreçten çekilmemiştir. Gerçek olan şudur ki, Aden Havalimanı’na gitmek üzereyken konvoyu doğrudan bombalanmıştır. Bu olay, açık ve net biçimde suikast girişimi niteliği taşımaktadır. Bir siyasi liderin konvoyu bombalandığında, “gönüllü olarak katılmadı” ya da “siyasi olarak geri çekildi” şeklindeki iddiaların hiçbir meşruiyeti kalmaz.
Bombardıman, siyasi iradeyi değil, güvenli ulaşımı ortadan kaldırmıştır. Zübeydi’nin diyaloğu sabote ettiği yönündeki iddialar, yolu kapatanın siyasi bir karar değil, bombalar olduğu gerçeğini görmezden gelmektedir. Bu şartlar altında alınan karar, geri çekilme değil, egemenlik ve güvenlik temelli bir karardır.
Ateş altında direnmek kaçış değildir
Aidarus ez-Zübeydi’nin konvoyuna yönelik saldırının ardından bulunduğu yerde kalma kararı, ne bir kaçış ne de bir geri adım olmuştur. Bu tutum, ateş altında gösterilen bir direniştir. Kaçan, toprağını terk edendir; oysa Zübeydi saldırıdan sonra da adamları ve halkıyla birlikte sahada kalmıştır. İşte bu, kriz anlarında sergilenen gerçek liderliktir.
Siyasi liderlerin konvoyları bombalanırken sağlıklı bir diyalogdan söz edilemez. Bir liderin konvoyunu hedef alan bir tarafın, ahlaki ya da siyasi olarak diyalogdan ve güvence vermekten söz etme hakkı yoktur. Bombardıman sonrası sahada kalmak net bir mesajdır: Liderlik bombalarla baskı altına alınamaz.

Suikast girişimi dengeleri değiştirdi
Cumhurbaşkanı Zübeydi’ye yönelik suikast girişimi, sürecin tüm dengelerini değiştirmiştir. Bu noktadan sonra öncelik, liderliğin ve kurumların korunması olmuştur. Tehdit altında yürütülen bir sürece dahil olmamak “geri çekilme” değil, sorumlu bir devlet refleksidir. Dolayısıyla Zübeydi’nin “geri adım attığı” yönündeki iddialar, açık bir gerçek çarpıtmasıdır; ortada siyasi bir ihtilaf değil, doğrudan bir hedef alma vardır.
Gerçek cesaret, bombalar altında masaya oturmak değil, bombardımandan sonra ayakta kalabilmektir. Aidarus ez-Zübeydi’nin yaptığı da tam olarak budur.
Güney Geçiş Konseyi heyetinin gözaltına alınması: Diyalogdan zorlamaya
Aynı derecede tehlikeli bir başka gelişme ise Güney Geçiş Konseyi heyetinin Riyad’da gözaltına alınmasıdır. Heyet, Suudi Arabistan’a resmi bir diyalog davetiyle girmiştir; ancak bu davet kısa sürede, üyelerinin hayatını tehdit eden siyasi bir gözaltı operasyonuna dönüşmüştür. Bu durum, en kötü güvenlik senaryolarının önünü açmaktadır.
Heyetin gözaltına alınması, tanımlanmış bir siyasi suçtur ve Suudi Arabistan bu durumdan dolayı uluslararası toplum önünde tam sorumluluk taşımaktadır. Güney Geçiş Konseyi güçlerini bombalayan, ardından siyasi heyetini tutuklayan bir devlet; arabuluculuk ya da diyalog hamiliği yapmamakta, aksine zor ve gözaltı yoluyla dayatma uygulamaktadır.
Siyasi şantaj ve uluslararası sorumluluk
Suudi Arabistan’ın bugün yaptığı şey, siyasi gözaltıyı bir şantaj aracı olarak kullanmaktır. Bu tutum, Güney halkının temsilcilerinin güvenliğine yönelik açık bir tehdit anlamına gelmektedir. Bu nedenle Suudi Arabistan, heyet üyelerinden herhangi birine gelebilecek her türlü zarardan hukuki ve ahlaki olarak doğrudan sorumludur; yaşanacak herhangi bir olumsuzluk, gözaltının doğrudan sonucu sayılacaktır.
Bu gelişme, Suudi tutumunun gerçek yüzünü açığa çıkarmaktadır: Ne diyalog vardır ne de ortaklık; ortada yalnızca güç yoluyla irade dayatması vardır. Aynı zamanda bu gözaltı, Suudi Arabistan’ın “diyalog hamisi” rolünden çıkarak, eski ortaklarına karşı siyasi tutuklamayı silah olarak kullanan bir tarafa dönüştüğünü göstermektedir.
Başkan Aidarus Ezzübeydi hakkındaki iddialar: Uluslararası topluma acil çağrı
Başkan Aidarus Ezzübeydi hakkındaki iddialar, Yaşananlar artık yerel bir siyasi anlaşmazlık olmaktan çıkmış, uluslararası müdahale gerektiren bir meseleye dönüşmüştür. Uluslararası toplum derhal harekete geçmeli; Güney Geçiş Konseyi heyetinin derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını sağlamalı ya da bu gözaltının doğuracağı tüm siyasi ve hukuki sonuçları Suudi Arabistan’a yüklemelidir.
Bombardıman ve ardından gelen gözaltı, diyalog üretmez; aksine istikrarsızlığı derinleştiren açık bir krizi besler. “Diyaloğun sabote edilmesi” anlatısı ise, bu gerçeklerden kaçmak için üretilmiş bir söylem olmaktan öteye geçmemektedir.

