Ekonomik ve kentsel meseleler üzerine yazılarıyla tanınan Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici, bu kez Filistin’de devam eden jeopolitik krizin kentler üzerindeki yıkıcı etkilerini, altyapıdan barınmaya, toplumsal yaşamdan yeniden inşa sürecine kadar birçok başlıkta değerlendirdi. Şehirlerin geleceğine dair vizyonunu anlatan Gemici, “dirençli kentler” yaklaşımının Filistin için tek çıkış yolu olduğunu vurguladı.
Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici:
Filistin’de süregelen jeopolitik kriz, yalnızca siyasi dengeleri değil, şehirlerin dokusunu ve gündelik yaşamı da derinden sarsıyor.
Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici: Altyapının çökmesi, barınma krizleri ve zorunlu göçler, kentlerin sürdürülebilirliğini tehdit ederken; yeniden yapılanma süreci hem yerel halk hem de uluslararası toplum için kritik bir sınav niteliği taşıyor.
Bu bağlamda, Filistin şehirlerinin bugünkü durumu ve geleceğine dair bazı temel sorulara yanıt aramak büyük önem taşıyor.
1-Şu anda Filistin’de yaşanan jeopolitik gelişmelerin şehirler üzerindeki en belirgin etkileri sizce nelerdir?
Filistin’deki jeopolitik kriz, kentlerin mekânsal yapısını doğrudan etkileyen yıkıcı sonuçlar doğuruyor.
Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici: En belirgin etkiler; kentlerin süreklilik ve bütünlüğünün bozulması, kentsel altyapının ciddi şekilde zarar görmesi, toplu göçler nedeniyle nüfus dengelerinin değişmesi ve kamusal alanların güvenlik kaygıları nedeniyle işlevsizleşmesidir. Kentlerin doğal gelişim dinamikleri, çatışma koşulları nedeniyle durma noktasına gelmiş durumda.
2-Devam eden krizlerin altyapı, barınma ve toplumsal yaşam üzerindeki sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Altyapı açısından su, elektrik, kanalizasyon ve ulaşım sistemleri ciddi tahribata uğramış durumda. Barınma açısından, yüzbinlerce insan evsiz kalmış ve geçici barınma alanlarına yönlendirilmiş durumda.
Toplumsal yaşamda ise, sosyal bağların parçalandığını ve kamusal alanların işlevsizleştiğini görüyoruz. Bu durum, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikososyal bir yıkıma da işaret ediyor.
3-Filistin şehirlerinin yeniden toparlanabilmesi için ilk aşamada hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
İlk aşamada yapılması gereken, acil müdahale planlamasıdır. Hasar tespitleri hızla tamamlanmalı, kritik altyapı (su, sağlık, enerji) geçici çözümlerle işler hale getirilmelidir.
Ardından barınma krizine yönelik prefabrik, modüler ve yerel malzemelerle hızlı üretilebilecek geçici konut projeleri devreye alınmalıdır. Bu aşama, kalıcı yeniden yapılanmanın ön koşuludur.
4-İnsanların şehirlerine geri dönmesi için (tersine göç) şehir planlaması açısından hangi stratejiler uygulanabilir?
Tersine göç için güvenlik, barınma ve ekonomik yaşam üç sac ayağıdır. Şehir planlaması açısından, yeniden inşa sürecinde yerinden edilmiş halkın katılımı mutlaka sağlanmalıdır.
Columnist ve Şehir Plancısı Ahmet Gemici: Ayrıca, dönüşü teşvik edecek istihdam alanları (örneğin küçük ölçekli üretim, zanaatkârlık ve hizmet sektörü) ile sosyal donatı alanlarının öncelikli olarak planlanması gerekir.
İnsanların aidiyet hislerini yeniden kazanabilmeleri için kültürel mirasın korunması ve sembolik mekânların yeniden inşası da kritik önemdedir.
5-Filistin’in yeniden yapılanma sürecinde uluslararası toplumun nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Uluslararası toplumun rolü, sadece finansman sağlamakla sınırlı kalmamalıdır. Teknik destek, bilgi transferi ve kapasite geliştirme en az maddi yardım kadar önemlidir.
Ayrıca, planlama süreçlerinin yerel aktörlerle birlikte yürütülmesi, dış müdahalelerin Filistin’in kendi sosyo-kültürel yapısını gözetmesi gerekir.
Uluslararası kuruluşlar, aynı zamanda hukuki ve diplomatik zeminde güvenli bir yeniden yapılanma ortamının oluşturulmasına da katkı sunmalıdır.
6-Uzun vadede Filistin şehirlerinin sürdürülebilir, güvenli ve yaşanabilir kentlere dönüşmesi için nasıl bir vizyon öne çıkarılmalı?
Uzun vadede vizyon, “dirençli kentler” yaklaşımı üzerine kurulmalıdır. Bu, yalnızca savaş sonrası toparlanma değil; gelecekteki krizlere karşı dayanıklı, kendi kendine yetebilen, çevresel sürdürülebilirliği önceleyen, toplumsal kapsayıcılığı ve sosyal adaleti gözeten bir planlama anlayışını gerektiriyor.
Katılımcı planlama, yeşil altyapı, yenilenebilir enerji ve kültürel mirasın korunması bu vizyonun temel bileşenleri olmalıdır.
7-Sizce Filistin halkının şehirlerini yeniden inşa etme sürecinde en büyük motivasyon kaynağı ne olabilir?
En büyük motivasyon, aidiyet duygusu ve toplumsal dayanışmadır. İnsanlar, kendi şehirlerine geri dönme ve orada yaşamlarını yeniden kurma iradesine sahiptir.
Kentlerin sadece fiziksel değil, aynı zamanda kimliksel bir anlam taşıdığı unutulmamalıdır. Filistin halkının tarihsel, kültürel ve manevi bağları, yeniden inşa sürecinde onları harekete geçiren en güçlü unsur olacaktır.