Cuma, Haziran 5, 2026

Enflasyon, enerji fiyatlarının baskısıyla beklentileri aşarak yıllık %32,6’ya yükseldi

Paylaşmak

Enflasyon Resmî veriler, Cuma günü yayımlandı ve Türkiye’de tüketici fiyatları enflasyonunun Mayıs ayında beklentilerin biraz üzerinde gerçekleştiğini, aylık bazda %1,71 ve yıllık bazda %32,61 olarak kaydedildiğini gösterdi; bu durum, ABD-İran savaşının enerji fiyatları üzerindeki etkileriyle bağlantılı enflasyon baskılarının devam ettiğine işaret ediyor.

Enflasyon, enerji fiyatlarının baskısıyla beklentileri aşarak yıllık %32,6’ya yükseldi

Reuters tarafından yapılan bir ankette, aylık %1,63 ve yıllık %32,50 enflasyon öngörülmüştü.

Bu durum, Nisan ayında enflasyonun aylık %4,18 ve yıllık %32,37 artış kaydetmesinin ardından gelmekte ve o dönemde de beklentileri aşmıştı.

Ekonomik bir anket, 2026 yılı sonunda yıllık enflasyon beklentisinin ortalama %29 civarında olduğunu gösterdi; bu, beklentilerde sınırlı bir iyileşmeyi yansıtsa da, hâlâ Merkez Bankası hedeflerinin üzerinde bulunuyor.

“EN KRİTİK BAŞLIK TCMB’NİN MAYIS ORTASINDA AÇIKLAYACAĞI ENFLASYON RAPORU OLACAK”

Okşak, bundan sonraki sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “En kritik başlık TCMB’nin mayıs ortasında açıklayacağı Enflasyon Raporu olacak. Piyasalar burada sadece rakamsal tahminlere bakmayacak. Asıl olarak Merkez Bankası’nın nisan verisini nasıl okuduğuna, yıl sonu enflasyon patikasını nasıl güncellediğine ve politika duruşunda ne kadar kararlı olduğuna bakacak.

TCMB yalnızca sıkı duruş mesajı verirse, bu piyasa için kısa vadede güven verici olabilir; fakat enflasyonun yapısal tarafına ilişkin daha güçlü bir çerçeve ortaya konmazsa kalıcı çözüm üretmek zorlaşır. Çünkü mesele sadece para politikası değil. Enerji bağımlılığı, üretim maliyetleri, gıda arzı, vergi yapısı, gelir dağılımı ve beklenti yönetimi birlikte ele alınmalı.

Enflasyon, enerji fiyatlarının baskısıyla beklentileri aşarak yıllık %32,6'ya yükseldi
Enflasyon, enerji fiyatlarının baskısıyla beklentileri aşarak yıllık %32,6’ya yükseldi

Önümüzdeki aylarda aylık enflasyonun seyri çok belirleyici olacak. Eğer aylık enflasyon yüzde 2’ler bandına kalıcı biçimde inmezse, yıl sonu beklentilerinde yukarı yönlü revizyonlar hızlanabilir. Bu da hem piyasa faizlerini hem yatırım kararlarını hem de reel sektörün fiyatlama davranışını etkiler.

Kısacası, enflasyonda düşüş olabilir ama bu düşüşün kalıcı ve sağlıklı olup olmayacağı tartışmalıdır. Mevcut politika çerçevesi gelir dağılımını daha da bozarak ilerlerse, enflasyon düşse bile toplumun geniş kesimleri açısından refah kaybı devam eder.

“ENFLASYONDA KALICI DÜŞÜŞ İÇİN BÜTÜNCÜL PROGRAMA İHTİYAÇ VAR!”

Yüksel Okşak, enflasyonla mücadelenin sadece teknik bir faiz meselesi olmadığının altını çizerek, enflasyonun aynı zamanda gelir dağılımı, üretim yapısı, maliyet baskısı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurguladı.

Yüksek faiz politikasının bir kesimi tasarrufa ve finansal getiriye yönlendirirken, diğer kesimi daha fazla borçlanma, daha düşük tüketim ve daha ağır geçim şartlarıyla karşı karşıya bıraktığını söyleyen Okşak, “Bu denge sürdürülebilir değil. Enflasyonu kalıcı olarak çözmek için yalnızca talebi bastıran değil, maliyetleri düşüren, üretimi destekleyen, enerji bağımlılığını azaltan ve gelir dağılımını gözeten bütüncül bir programa ihtiyaç var” diye konuştu.

Ekonomik haberleri:Türk lirası, dolar ve euro karşısında giderek artan bir baskı altında

Devamını oku

İlginizi çekebilir