Erdoğan rejimi yeni neslin gazabıyla karşı karşıya

Erdoğan rejimi yeni neslin gazabıyla karşı karşıya

Bir Fransız gazetesinde yayınlanan bir rapor, Türk rejiminin şiddet karşısında seslerini yükselten yeni nesil kadına karşı artan bir öfke ile karşı karşıya olduğunu doğruladı.

Rapor, dünyadaki en yüksek aile içi şiddete tanık olan ülkelerin, yeni nesil aktivistlerin öncülüğünü yaptığı gösteriler ve bilinçlendirme kampanyalarının ritmine göre yaşadığını doğruluyor. 27 yaşındaki Aslı sencül, cinsiyet eşitsizliğinin tamamen farkında olan bir ortamda ve kadınların davasını savunmak için annelerin gösteriler düzenlediği bir ailede büyüdüğünü söyledi.sencül, işyerinde bir meslektaşının kurşunlarıyla sokakta öldürülen annesi Fatima sencül’den bugün kendisini meşaleyi taşırken bulan üç çocuklu bir ailenin tek kızı olduğunu da sözlerine ekledi.
Hayatını mahveden bu beklenmedik trajediden iki yıl sonra 30 Mart 2019’daydı.

Genç kadın ön sırada duruyor ve kadın haklarını savunuyor. Kız, Türkiye’nin 2011’de ilk imzaladığı kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bir anlaşma olan İstanbul Anlaşması’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kapısını kapattığı 20 Mart 2021’in üzücü anısını anımsatıyor. Rapor, Türkiye’deki bu yeni nesil kadınların şu anda Recep Tayyip Erdoğan rejimine karşı bir mücadele verdiğini doğruluyor, Ortalama olarak Türkiye, her gün şiddete kurban giden iki kadının ölümlerini kaydediyor ve bu rakamların on yıldır istikrarlı bir şekilde arttığını açıklıyor. 2011’de 121 vakaya kıyasla 2019’da 474 vaka kaydedildi.

Avukat Epik Bozkurt geçmişte aile içinde namus cinayetlerini duyduğumuzu ve bugün vurulan kadınların çoğunun kıskançlıktan ya da sadece modern yaşama olan arzularını ifade ettikleri için öldürüldüğünü, bıçaklandığını, boğulduğunu ya da dövüldüğünü söylüyor.Rapora göre, erkeklerin parmak izlerini kaldırma ve suçlarını örtme konusunda profesyonel olduklarını da sözlerine ekledi. Türkiye’de şiddet, son yıllarda saldırılara, güneydoğuda PKK ile çatışmanın yeniden başlamasına, 2016’daki başarısız darbenin ardından gelen generallerin peşine düşülmesine, gazeteci ve muhaliflerin bastırılmasına ve aynı zamanda militarizasyona atıfta bulunarak kurumsallaşmıştır. Türk dış politikası ve bugün ülkenin içinde bulunduğu tüm bu savaşlar bunu yansıtıyor: Toplum üzerinde açık bir etkisi olan şiddetin tırmanması.

İçişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Çatklı, bu yılın Nisan ayında Türkiye’de 17 kadının öldürüldüğünü açıkladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Resmi Gazete’de yayımladığı bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesine göre, Türkiye’nin kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddete karşı “İstanbul Anlaşması” ndan resmen çekildiği bildirildi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalanan kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin durdurulması ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi anlaşmasından Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi payına çekilme kararı aldığını belirten bir kararname çıkardı. 10 Şubat 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile onaylandı.

İstanbul’da kadına yönelik şiddet vakalarını gösteren birçok uluslararası raporda ortaya çıkan, karşı çıkanlara karşı işlenen bir dizi suç kapsamında Türk rejimi tarafından sürekli ve tekrarlanan ihlaller. Türkiye’de aile içi şiddet olaylarında hayatını kaybedenlerin yanı sıra geçtiğimiz Kasım ayında şüpheli koşullarda 10 kadın hayatını kaybetti.Örgüt, Türk hükümetinin kadın cinayetlerine karşı olumsuz bir tavır sergilediğini, başta kadınları şiddetten korumayı amaçlayan 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere İstanbul Anlaşması’nın etkin bir şekilde uygulanmadığını belirterek, mahkemelerin erkeklere yönelik indirim cezaları verdiğini doğruladı. Kadınlardan önce şiddete maruz kaldıklarını iddia ettiler.

 

İlgili Makaleler

Send this to a friend