Kanal İstanbul projesi toprakların yok olmasına yol açacak

Kanal İstanbul projesi toprakların yok olmasına yol açacak

Türkiye tarihinin en büyük kuraklıkla karşı karşıya ve Kanal İstanbul projesi toprakların tamamen yok olmasına neden olacak

Erdoğan’ın kazmakta ısrar ettiği “İstanbul Kanalı” nedir?

2011 yılında, dönemin Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 2023 yılında cumhuriyetin ilanının 100. yıldönümünde ülkenin GSYİH’sını 2 trilyon dolara çıkarmayı amaçlayan bir dizi “mega proje” duyurdu. Projeler arasında Atatürk Havalimanı uçuşlarının buraya aktarılmasının ardından ilk etabı Nisan 2019’da açılan İstanbul’un yeni havalimanı yer alıyor. 12 milyar dolara mal oluyor ve yılda 200 milyon yolcuya hizmet etmesi bekleniyor.

2025 yılında tamamen açılması planlanıyor. İkinci proje, Avrupa ve Asya’dan mal getirmek amacıyla Karadeniz kıyısındaki ormanlar boyunca bir kara yolunu yeni havalimanına uzatmaktır. Ancak en büyük ve en tartışmalı proje, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Aralık’ta hükümetin yakında uygulamaya başlayacağını söylediği “İstanbul Kanalı” dır.

Türk akademisyenler uyarısı

Türk akademisyenler, Kanal İstanbul projesinin şehre ciddi, geri dönüşü olmayan çevresel ve sosyal zararının yanı sıra komşu ülkelere vereceği zarar konusunda uyarıda bulundu. Bu, 21 Türk akademisyen tarafından hazırlanan ve Karadeniz ile Marmara Denizi arasında ikinci bir bağlantı oluşturan endüstriyel su yolu projesinin İstanbul’un kuzeyinde kalan son ormanlık alanlardan kaynaklanan zararlarını ortaya çıkarmak için hazırladığı Doğayı Koruma Derneği’nin hazırladığı bir raporda geldi Ahval’e göre. Raporda, su yolu projesinin Karadeniz kıyılarının kirlilik yüklü sularını Marmara Denizi’nin narin ekosistemine taşıyacağı belirtildi.

İstanbul Boğazı üzerindeki üçüncü köprü projeleri, devasa yeni İstanbul havalimanı ve İstanbul Kanalı’ndan kaynaklanan yeni kentsel gelişim, şehrin kıyılarında eşsiz bir deniz yaşamının yitirilmesine, ayrıca 8.5 bin yıl önce kurulan eski şehrin kalan son ormanlarının da yok olmasına, nüfusu ise fazla artmasına neden olacaktır. Rapora göre 15 milyondan fazla insan yeni anormal seviyelere ulaştı.

İstanbul’daki yeraltı sularının zarar görmesi, kuzey Trakya bölgesindeki verimli toprakları büyük ölçüde tahrip edecek, bu da 66 bin hektarlık bir alana sahip olan ve çoğu şehrin kuzeyinde bulunan ekilebilir arazinin bir kısmının hızlı bir şekilde bozulmasına yol açacaktır.

Kanal boyunca yapılan kalkınmadaki artış, tarım arazisinin kaybını daha da kötüleştirecektir, çünkü kanaldan İstanbul’daki yeraltı su rezervuarlarına herhangi bir sızıntı, içme suyunun büyük bir kısmının kuyulardan geldiği gerçeği göz önüne alındığında, şehrin Avrupa yakasında telafisi imkansız tuzlanmaya yol açacaktır. Yer altı suları şehir su sıkıntısı riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

İstanbul’daki karbon ayak izi, kuzey Marmara otoyolunu geçen arabaların, kanaldan geçen gemilerin ve yeni havalimanına gidiş-dönüş seferlerin etkisiyle şehir nüfusunda beklenen artışla birlikte 49 milyon ton karbondioksitten yaklaşık 71,3 milyon tona neredeyse yarı yarıya artacak.

Türkler İstanbul Su Kanalını reddediyor

İmamoğlu, İstanbul Kanalı’nın bir cinayet projesi ve İstanbul’da 16 milyon kişinin varlığına ve 82 milyon Türk’ün güvenliğine karşı bir felaket olduğunu söylüyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan rejiminin şehre yönelik büyük risk ve tehditlerine rağmen uygulamakta ısrar ettiği İstanbul Su Kanalı projesi hakkında bir kamuoyu yoklaması, vatandaşların büyük çoğunluğunun projeyi reddettiğini ortaya koydu.

Muhalefet gazetesi Yeni Çağ’ın internet sitesine göre anket, ülke çapında 12 farklı eyaletten 1.537 kişinin katılımıyla İstanbul Ekonomik Araştırmalar Kurumu tarafından yapıldı. Cuma günü yayınlanan anket sonuçlarına göre% 45 olarak tahmin edilen bir kesim proje hakkında bilgi sahibi olmadığını söylerken, bilgi sahibi olanların oranı% 40,2, çok bilgi alanların oranı% 11,3’e ulaştı.

Ankette ilgi alanlarından biri projenin ekonomik boyutu oldu “Projeye ihtiyaç var ama ekonomik koşullar ekonomik kriz ışığında bu büyük meblağları harcamamayı zorunlu kılıyor” sorusuna yanıt olarak ankete katılanların% 42,3’ü bu görüşe katıldığını gösterdi. “Proje Türkiye’ye ekonomik gelir kaynağı yaratacak” diyenlerin oranı ise% 35,7 iken, Türkiye nüfusunun neredeyse yarısına denk gelen bu görüşe% 49,2 karşı çıkıyor. Projenin fon yaratıp yaratmayacağı konusunda bilgisi olmayanların oranı% 15,1’dir.

İlgili Makaleler

Send this to a friend