Pazar, Ocak 4, 2026

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali: Hikâyenin kökeni nedir?

Paylaşmak

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali: Hikâyenin kökeni nedir? Güneyde yaşanan tırmanışın ortasında, artık gizlenemeyecek bir gerçek açığa çıktı: İrade havadan bombalanamaz. Suudi uçaklarının düzenlediği iki yüz hava saldırısı, Güney halkının iradesini zerre kadar sarsmadı; aksine daha fazla direnişi pekiştirdi. Sahada ortaya çıkan tek sonuç ise, yanıltıcı söylemlerin ardına saklanan ağır bir askerî başarısızlık ve siyasi acziyet oldu.

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali, İrade gücü havadan yok edilemez: Askeri zafer yanılsamasının çöküşü

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali: Hikâyenin kökeni nedir? Sonuçsuz kalan 200 hava saldırısı bir askerî başarı değil, aksine gürültülü bir hezimettir. Büyük bir savaş makinesi, akıldan ve stratejik vizyondan yoksun biçimde kullanıldı; net bir hedefi olmayan bu saldırılar ne tek bir askerî kazanım sağladı ne de sahadaki dengeyi değiştirdi. Gücü hedeflerine ulaştıramayanlar, bu acziyetlerini sahte kavramlarla örtmeye çalıştı; bombardıman “barışçıl operasyon” olarak pazarlanırken, gerçeklik sivillerin ve sivil altyapının hedef alınması oldu.

Suudi hava saldırıları Güney’i kıramadı; aksine planlama boşluğunu ve yanlış hesapları ifşa etti. Bu durum, sahaların uzaktaki odalardan, ekranlardan ve uçaklardan yönetilemeyeceğini bir kez daha kanıtladı. Toprak, onu tanıyanlarındır; davası olanlar savunur. Bombardımanı siyasetin yerine koyan anlayış burada çöker. Gerçek nettir: Halklar gökten yönetilemez, haklar hava saldırılarıyla ortadan kaldırılamaz.

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali: Hikâyenin kökeni nedir?
Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali: Hikâyenin kökeni nedir?

Bombardıman ve adalet arasında Hadhramaut: Uçaklarla yönetilemeyen bir toprak

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali. Hadramut, ne bir deneme sahasıdır ne de sahipsiz bir toprak. Çölleri bir boşluk değildir, tarihi de beyaz bir sayfa değildir. Onu bir nüfuz koridoru ya da kontrol alanı sananlar, bölgenin doğasını ve halkını tanımıyor demektir. Toprağını savunan, bombalamayla yenilmez. Kaos ekenler ise kaçınılmaz olarak kaybeder. Bu nedenle sahaya sürülen araçlar—radikal gruplar ve ideolojik milisler—düşmeye mahkûmdur; çünkü onlar davadan yoksun savaşırken, Güney halkı evini ve halkını savunmaktadır.

Burada Riyad’ın kaçındığı temel soru ortaya çıkar: Suudi Arabistan Hadramut’ta ne istiyor? Sahadaki gerçekler bunun “Yemen’in çıkarı” değil, nüfuz, kontrol ve örtülü bir işgal arayışı olduğunu göstermektedir. Sivillerin ve sivil altyapının hedef alınması ne güvenlik sağlar ne de sınırları korur; aksine nefreti büyütür, bölünmeyi derinleştirir ve yaklaşımın iflasını teyit eder.

Güney, Husi tehdidine karşı mücadelede kan verdi ve tehlikenin komşu ülkelere yayılmasını engellemede rol oynadı. Bu gerçekleri inkâr etmek siyasi bir nankörlüktür; tarihi değiştirmez, fedakârlıkları silemez. Bombardımanı diyalog yerine koyanlar hesabı yanlış yaptı: Kör güç bir gerçeklik inşa etmez. Başarısız her hava saldırısı, Güney’in zorlamaya karşı daha da güçlü olduğunu kanıtladı.

Baskınlardan siyasi başarısızlığa: Güney, bir direnç formülü uyguluyor.

Suudi Arabistanın Güney Yemeni işgali, Hadramut, halkının iradesiyle Güney’e aittir. Bombalama ve korkutma üzerine kurulan her proje çökmeye mahkûmdur. Güney savaş istemiyor; ancak kendisine zorla dayatılmasını da kabul etmiyor. Bombardımanı tercih edenler yalnızlık ve başarısızlığın bedelini ödeyecektir. Tarih affetmez: Diyaloğu hava saldırılarıyla değiştirenler siyaseti de sahayı da kaybeder.

Hadramut, Seyun ve El-Huşa’da yaşananlar gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Suudi uçakları bombaladı, tehdit etti ve ihlaller işledi; ancak toprak Güney’in kaldı, bayrak inmeyip dalgalanmaya devam etti ve direniş, erkeklerin kanıyla destanını yazdı. El-Huşa ve Seyun’da konuşlu Güney hükümet güçleri, yalnızca askerî mevzileri değil, Güney’in onurunu ve yaşam ile egemenlik hakkını savundu. Suudi Arabistan terörünü sahte başlıklar altında gizlemeye çalıştı; ancak Güneyli savaşçının direnişi tüm yalanları ifşa edip maskeleri düşürdü.

Her başarısız Suudi hava saldırısı Güney güçlerini daha da sertleştirdi; her sızma girişimi saldırının kırılması ve araçlarının geri çekilmesiyle sonuçlandı. Bugün Hadramut’ta terör, toprağını bilen, davası olan ve vekâleten savaşmayan adamların eliyle yenilgiye uğratılmaktadır. El-Huşa’da yazılanlar geçici bir çatışma değil, tarihi bir derstir: Güney bombalamayla kırılamaz, terörle boyun eğdirilemez.

Güney güçleri, bir inanç ordusu olduklarını kanıtladı; onlar sahada dururken Suudi saldırısı ekranların ve uçakların arkasında kaldı. Dayanılan her karış toprak, yeni bir suç belgesi ve ihlaller dosyasına eklenen kara bir sayfadır. Bugün Güney yalnızca kendini savunmuyor; aynı zamanda Hadramut’u, Suudi Arabistan’ın kendi ajandalarına hizmet etmesi için tasarladığı kaos sahasına dönüşmekten koruyor.

Hadramut’tan Seyun’a kadar mesaj nettir: Güney kararlı, saldırı yenilmiş ve gerçek açığa çıkmıştır. Bu mücadele, toprağa ve hakka sahip olanın uçaklardan ve tehditlerden sarsılmayacağını kanıtladı. Güney güçlerinin direnişi zaferin vaadi, bir caydırıcılık mesajı ve zorla irade dayatma döneminin sona erdiğinin ilanıdır.

Nankörlük, bir halkın iradesi “güvenlik dosyası”na indirgenip hakları görmezden gelinirken susmasının istenmesidir. Nankörlük, sivil ekonomi kuşatılıp limanlar hedef alınırken “istikrar”dan söz edilmesidir; istikrar insanların boğulmasıyla kurulmaz. Nankörlük, terörle savaşanı şeytanlaştırıp kaosun kapılarını açanlara göz yummaktır; bu ikiyüzlülük herkesin zararınadır.

Sonuç olarak yaşananlar bir kez daha şunu kanıtladı: İrade havadan bombalanamaz. Güney; halkıyla, güçleriyle ve davasıyla sahada varlığını kanıtlamış, hakkına sahip çıkmış ve geleceğini inşa etme iradesini ortaya koymuştur.

Devamını oku

İlginizi çekebilir