Türk büyükelçilikleri için yeni bir casusluk operasyonu

Türk büyükelçilikleri için yeni bir casusluk operasyonu

Türk Dışişleri Bakanlığı’na ait yeni bir belge, Angola’daki Türk büyükelçiliğinde rejim karşıtlarını kovalamayı amaçlayan bir casus ağını ortaya çıkardı.

İsveç “Nordic Monitor” web sitesinde yayınlanan belgeler, Türk büyükelçiliğinin iktidar rejimine karşı çıkan Gülen hareketine bağlı olduğuna inanılan kişiler hakkında bilgi topladığını ve Türk diplomatların Türk öğretmenler, yerel dernek temsilcileri hakkında bilgi topladığını gösteriyor. İşadamları ve aile üyeleri, sanki bir suç örgütünün parçasıymış gibi Angola’da yaşıyor.

Rapora göre, Ankara’da Dışişleri Bakanlığı’na ulaşan bilgiler daha sonra son iki buçuk yılda yarım milyondan fazla kişinin gözaltı merkezlerinde terör suçlamasıyla gözaltına alındığı Türkiye’de kendilerine karşı ceza davası açmak için kullanıldı.19 Aralık 2018 tarihli bir karara göre Ankara Başsavcılığı Adam Akıncı, Türk diplomatların Angola’ya gönderdiği casus dosyalarında yer alan 61 kişi hakkında herhangi bir haksızlık delili olmaksızın ayrı bir soruşturma açtı.

Bu bilgiler 2013-2019 yılları arasında Türkiye’nin Angola’nın başkenti Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı Ahmed İhsan Kızıltan’a gönderildi. Türkiye daha önce dünya çapındaki casusluk faaliyetleri nedeniyle sert eleştirilere maruz kalmıştı ve 2019 yılının Ocak ayında Türk adli belgeleri, Türk cumhurbaşkanının düzinelerce Avrupa ülkesindeki diplomatik misyonları korumakla görevli polisi kullandığını ortaya koydu.

O sırada Nordic Monitor web sitesi, Türk Polis İstihbarat Müdürlüğü tarafından yargıya gönderilen ve 67 yabancı ülkedeki Gülen taraftarları üzerinde elçiliklerde polis memurlarının yasadışı casusluk faaliyetlerinden bahsettiği bir belge yayınladı. Türkiye Cumhuriyet Savcısı, yurtdışında ikamet eden Türkler hakkında da isimleri diplomatik misyonlar aracılığıyla yetkililere gönderilen ve açık bir delil olmaksızın kendilerine iliştirilen Türkler hakkında dayanaksız suçlamalar yapıyor.

Alman savcıları, Türk ihlallerine yanıt olarak Eylül 2019’da, Bavyera eyaletindeki bir şirketin Türkiye’ye Türk gazeteciler ve muhalifler hakkında casusluk yapmak için kullanılabilecek bir yazılım sağladığına dair iddiaları araştırdıklarını duyurdular. Münih savcıları, Almanya’daki Sınır Tanımayan Gazeteciler ve Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi de dahil olmak üzere bir grup STK’dan şikayetler aldıktan sonra Finfischer davasıyla ilgili soruşturma açtıklarını söylediler.

Şubat ayında, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türk diplomatların yabancı topraklarda gizli casusluk operasyonları gerçekleştirdiğini doğruladı. Mevlüt Çavuşolu, büyükelçilik ve konsolosluklara atanan Türk diplomatlarının bu tür faaliyetleri yurtdışında yürütmeleri için hükümetten resmi talimatlar aldığını doğrulamıştı. Münih Güvenlik Konferansı sonrasında Türk gazetecilere verdiği demeçte, “İstihbarat bilgisi toplamak diplomatların görevidir.” Diyen Çavuşoğlu, istihbarat ve bilgi toplamanın bir gerçek olduğunu da sözlerine ekledi.

Türk diplomatik misyonları, yasadışı bilgi toplama kampanyaları ve geniş çaplı istihbarat operasyonları yürüterek, kabul eden ülkelerin iç hukuklarını ve uluslararası hukuk ilkelerini ihlal ediyor görünmektedir. Türk rejiminin casusları, uluslararası sözleşmelerde öngörülen ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanırken, cumhurbaşkanının eleştirmenlerini sistematik olarak gözetleyip, yurtdışında yaşayan Türkler hakkında bilgi toplayarak merkeze götürüyorlardı.

İlgili Makaleler

Send this to a friend