Türk cezaevlerinde çocuklar: Derin Sosyal Kriz, Türkiye’de çocukluğun geleceğini tehdit eden derin bir toplumsal kriz konusunda uyarılar giderek artıyor.
Aile ve adalet alanında açıklanan resmi veriler, ekonomik gerileme ile çocuklar arasındaki suç oranlarındaki artış arasında tehlikeli bir paralellik bulunduğunu ortaya koyuyor.
okuyabilirsiniz: Hayrat Derneği Gazzedeki aileleri destekliyor
Türk cezaevlerinde çocuklar: Yoksulluk Nedeniyle Ailelerinden Kopma Riski
Türk cezaevlerinde çocuklar: Yaklaşık 183 bin çocuk, maddi yoksunluk nedeniyle ailelerinden ayrılma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan en güncel verilere göre, “aşırı yoksulluk” sebebiyle aileleri tarafından bakımı sağlanamayan çocuk sayısı 182 bin 997’ye ulaştı. Bu çocuklar, “Sosyal ve Ekonomik Destek” (SED) programı kapsamında takip ediliyor.
Söz konusu veriler, on binlerce çocuğun yalnızca ailelerinin maddi imkânsızlıkları nedeniyle devlet korumasına alınma ve kurum bakımına yerleştirilme tehdidi altında yaşadığını gösteriyor.
ilginizi çekebilir: Savaş ve çatışmalarda çocukların durumu… Onları hangi haklar korur?
Cezaevlerinde Çocuk Sayısında Hızlı Artış
Ekonomik sıkıntıların bir diğer yansıması ise çocukların suça sürüklenme oranındaki artış olarak dikkat çekiyor.
Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan “Cezaevlerindeki Tutuklu ve Hükümlüler” raporuna göre, yalnızca 30 gün içinde cezaevlerindeki çocuk sayısı önemli ölçüde yükseldi.
Ocak 2026 başında 4 bin 293 olan çocuk tutuklu ve hükümlü sayısı, 1 Şubat itibarıyla 4 bin 505’e çıktı. Bu da bir ay içinde 212 çocuğun daha cezaevine girdiği anlamına geliyor.
Tutuklu ve Hükümlü Çocukların Dağılımı
Güncel istatistiklere göre Türkiye cezaevlerinde:
- 1.203 çocuk “tutuklu”
- 3.302 çocuk “hükümlü” statüsünde bulunuyor.
Bu tablo, çocukların adalet sistemi içindeki varlığının kaygı verici boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.
Yargı Önüne Çıkan Çocuk Sayısı ve Sosyolojik Kriz
2024 yılı boyunca 134 binden fazla çocuğun yargı önüne çıkmış olması, meselenin yalnızca cezaevi verileriyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Ekonomik krizlerin derinleşmesi, çocukların sağlıklı gelişim ve güvenli bir sosyal yaşam hakkını tehdit ediyor. Maddi yetersizlikler ve sosyal dışlanma, çocukların topluma doğal ve sağlıklı biçimde entegre olmasını zorlaştırarak çok boyutlu bir sosyolojik krizin habercisi oluyor.


