Türkiye’deki “zorla kaybetmelerin” Alman medyası üzerindeki kontrolü

Türkiye’deki “zorla kaybetmelerin” Alman medyası üzerindeki kontrolü

AKP iktidarının iç seslere son verilmesini talep eden ilgisizliği ışığında,Türkiye’deki zorla kaybetme vakalarında Alman medyasına olan ilgi her geçen gün artıyor.

Zorla kaybetme

Başlangıçta Alman devlet televizyonu “ARD” adam kaçırma haberlerini yaydı ve bugün “Zeit” Türkiye’deki zorla kaybetmelerle ilgili bir rapor yayınladı. “Zeit” raporu, 29 Aralık’tan bu yana ortadan kaybolan eski Türkiye başbakanı Hüssein Galib Küçüğ’in ortadan kaybolmasıyla ilgileniyor. Raporda Uluslararası Af Örgütü’nün Küçük Özegit için geçen hafta başlattığı imza kampanyası da yer alıyordu. Raporda ayrıca, zorla kaybetmenin suç olduğunu doğrulayan Af Örgütü üyelerinden Milana Boyum’un ifadelerine değinildi ve rapor, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye’de çok sayıda kişinin kaçırıldığını doğruladı. bu olayların durmadığını ve 2019’da altı kişinin bu şekilde ortadan kaybolduğunu söyledi.

Haberde HDP Milletvekili ömar Faruk Gergerlioğlu ve CHP Milletvekili Sezgen Tanrıkulu’nun Hüssein Galib hakkındaki görüşlerine dikkat çekildi. Türk makamlarının bakış açısına göre, darbe girişimi sırasında yasadışı eylemlerde bulunan kişi veya yetkilileri korumak için “Dokunulmazlık Yasası” nın kabul edildiği 2016 darbesinden sonra Türkiye’de zorla kaybetme vakaları arttı.

Muhalefet milletvekili Gülistan Yiğit, Parlamentoyu ülkede son zamanlarda artan “adam kaçırma” ve “zorla kaybetmeler” ile ilgili soruşturma yapmaya çağırdı ve kimliği belirsiz kişilerce kaçırılan ve işkence gören vatandaş “Jokhan Günaş” olayına değindi. kendilerine “görünmez” diyorlardı. Muhalefet milletvekili, Türk Ceza Kanununda belirtilen tehdit, hakaret, özgürlükten yoksun bırakma, görevi kötüye kullanma gibi birden fazla suç oluşturan adam kaçırma ve casusluk faaliyetlerinin soruşturulmadığını söyledi.

Türkiye’de keyfi gözaltı

İnsan hakları ihlalleri, Temmuz 2016’daki başarısız darbe girişiminden bu yana Ankara’nın muhaliflere yönelik muamelesinin değişmez bir özelliği olmuştur. Hükümet, darbeden sorumlu tuttuğu Gülen hareketini terör örgütü olarak tanımlamıştır. Türk yönetiminin adam kaçırma, zorla kaybetme ve keyfi tutuklamalara geçişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde büyük bir aksiliktir. Darbe girişiminden önce başbakanlık görevlerini üstlenen Erdoğan ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), önceki Türk yönetimlerindeki muhalifleri rutin olarak hedef alan insan hakları ihlallerinin önlenmesindeki rolleri nedeniyle popülerdi.

Avukat Johan Haymans’ın Türk mahkemesine sunduğu rapora göre, 2016 yılından bu yana Türk hükümeti tarafından organize edilen 25 evde ve 63 ülke sınırları dışında kayıtlara geçildi, ancak bunlara karıştığını reddediyor. Son kategori ile ilgili olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 100 Gülen takipçisinin zorla Türkiye’ye iade edildiğini doğruladı. Avukat Haymans, Ahval News’e, Türkiye’nin vatandaşlarının özgürlük hakkına saygı gösterme konusunda kesin bir yasal yükümlülüğü olduğunu ve bu taahhüdün en önemli uluslararası hukuk metinlerinde (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uluslararası Sözleşme Medeni ve Siyasi Haklar) ve yerel (Türkiye Anayasası). Türkiye, siyasi muhaliflerini keyfi olarak kaçırarak bu taahhüdünü ihlal ediyor.

İlgili Makaleler

Send this to a friend