Türkiye’deki hapishanelerdeki ‘çıplak arama’ iddiaları Avrupa Parlamentosu’na ulaştı Halkın Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Şırnak milletvekilleri Aişe Gül Doğan, Newroz Öysal Aslan ve Muhammed Zeki Ermiş, çıplak arama konusunu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Bu durum, Erzurum’daki bir cezaevinden Şırnak’a duruşmasına katılmak için getirilen bir mahkum olan ‘Murad Yaltçin’in’ iddialara göre dayak ve zorla çıplak aramaya maruz kalması sonrasında gündeme geldi.
Vekiller, Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten bu olaya yazılı yanıt vermesini talep ettikleri ortak bir meclis sorusu sundular.
Türkiye’deki hapishanelerdeki ‘çıplak arama’ iddiaları Avrupa Parlamentosu’na ulaştı
Meclis tutanağında yer alan bilgilere göre, Erzurum’daki sıkı güvenlikli ‘Domlu’ Cezaevi 2 numaralı koğuşta bulunan Murad Yaltçin, bir sonraki gün yapılacak duruşmasına katılmak üzere geçici olarak 11 Haziran’da (T) tipi Şırnak Cezaevine sevk edildi.
Notta, hükümlü kuruma girer girmez, gardiyanlar tarafından çıplak aramaya tabi tutulduğu, direndiğinde zorla yere yatırıldığı, pantolonunun zorla çıkarıldığı ve fiziksel saldırıya maruz kaldığı belirtildi.
Notta ayrıca, bu olayın resmi olarak Şırnak Yüksek Ceza Mahkemesi’nin tutanaklarına kaydedildiği ve konuyla ilgili olarak il savcılığına da suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.
Aynı bağlamda, Şırnak il milletvekilleri Adalet Bakanı Akin Gürlük’e 8 kritik soru yöneltti; bu sorular aracılığıyla cezaevlerindeki arama işlemleri ve bunlarla ilgili yasal boşluklara dikkat çekildi. Sorular şu şekilde sıralandı:

Hükümlü, aslında kamu görevlilerinin denetimi altında olan bir kişi olarak, çıplak aramaya başvurmadan önce güvenlik bariyerlerinden geçme, el dedektörü veya X-ray taraması gibi standart prosedürlere tabi tutuldu mu?
Bu prosedürler uygulandı ve yasa dışı bir şey bulunmadıysa, çıplak aramayı zorunlu kılan somut gerekçeler nedir? Murat Yalsın’a zorla müdahale edilip yere yatırılmasının yasal dayanağı nedir? Aramaya katılan görevli sayısı ve kullanılan güç türü kaydedildi mi?
Milletvekilleri ayrıca şunu da merak ettiler: Olay mahkeme tutanaklarına geçip ceza davası açıldıktan sonra bakanlık idari bir soruşturma başlattı mı? İlgili çalışanlar, soruşturmanın güvenliği sağlamak için görevden alındı mı? Fiziksel saldırı sonrası, tutuklu bağımsız bir doktor tarafından muayene edildi mi, psikolojik etkiler ve olası darp izleri belirlemek için?
Milletvekilleri ayrıca 2017 yılına ait ve çıplak arama ile ilgili yürütme yönetmeliğinde bir maddeye dayanan ‘üçlü protokolü’ uygulamaya devam etmenin yasal gerekçesini sordular; o madde 2020 yılında bir cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile tamamen kaldırılmış olmasına rağmen.
Son olarak, bakanlığın, cezaevlerine geniş takdir yetkisi veren zorunlu çıplak arama uygulamasını sona erdirmek için yasama adımı atıp atmayacağını ve bağımsız denetim mekanizması kurup kurmayacağını açıklamasını istediler.
Parlamento mektubunda gündeme getirilen “çıplak arama” dosyasının, uzun süredir Türkiye’de cezai hükümlerin infazına dair mevzuatta en tartışmalı konulardan biri olduğu belirtiliyor; mevcut yönetmeliklerde bu işlem “detaylı arama” olarak adlandırılıyor.
Mevcut yasal çerçeveye göre, “detaylı arama” sadece mahkumun kurumun güvenliği ve düzenini tehdit edebilecek maddeler bulundurduğuna dair ciddi ve makul göstergeler varsa ve cezaevi müdürünün doğrudan emriyle yapılabiliyor.
Yasa açıkça bu işlemin mahkumun onuruna zarar vermeden ve utanma duygusuna saygı gösterilerek gerçekleştirilmesini şart koşsa da, uygulamada insan hakları ihlalleri iddiaları genellikle Parlamento mektuplarında ve hak örgütlerinin raporlarında düzenli olarak öne çıkıyor.
okuyabilirsiniz:Araştırma: Fransa ve Türkiye hapishaneleri Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en kalabalık


